-

Gözden kaçırmayın

Saadet Partisi Heyeti, KKTC Cumhurbaşkanı Tatar'ı Ziyaret EttiSaadet Partisi Heyeti, KKTC Cumhurbaşkanı Tatar'ı Ziyaret Etti

Cumhuriyetimizin 29 Ekim'de ilan edilmesi, Türkiye'nin tarihindeki önemli dönüm noktalarından birini temsil ediyor. Bu tarih, Osmanlı Devleti'nin 30 Ekim 1918'de imzaladığı Mondros Mütarekesi'nin ardından gelen sıkıntılara bir başkaldırı olarak değerlendirilir. Atatürk, Mondros sonrası yaşanan zorlukları belirterek, Cumhuriyetin ilanını “tarihten silinmek istenen bir milletin ahıdır, öcüdür” sözleriyle ifade etmiştir.

Mondros Mütarekesi, Osmanlı Devleti'nin yıkılışını ve topraklarının işgalini hukukî bir zemine oturtmuştu. Bu anlaşma ile Hicaz, Yemen, Suriye, Mezopotamya ve Libya'daki garnizonlar teslim edildi. Ayrıca, Anadolu'daki stratejik noktalar, Müttefikler tarafından işgal edilebilecekti. Osmanlı ordusunun terhis edilmesiyle birlikte Türk limanları ve demiryolları Müttefiklerin kullanımına açıldı.

Mustafa Kemal Atatürk, 17 Şubat 1923'te Mondros sonrası durumu değerlendirirken, düşmanların vatanın en değerli yerlerini çiğnediğini belirtmiş ve "Bu memleketin yüzyıllarca başında bulunan insanların dahi düşman saflarına geçmiş olması" durumunu üzüntüyle dile getirmiştir. Atatürk, Osmanlı Devleti'nin çöküşünün ardından Türk milletinin dirilişini ve kurtuluşunu simgeleyen Cumhuriyet'in kuruluş sürecine dikkat çekmiştir.

Cumhuriyetin ilanı, teslimiyeti tanımadığını söyleyen Atatürk için, "Mondros’u yırttım parçaladım. Çöpe attım" anlamına geliyordu. 29 Ekim, milli bilinç ve şuurun önemini vurgulayan bir tarih olarak kabul ediliyor. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş sürecini anlamak için geçmişten ders almak gerektiği de Atatürk tarafından vurgulandı.

Atatürk, 1 Kasım 1920'de TBMM'nin açılışında Türk milletinin tarih boyunca kendi devleti kurma gücünü ortaya koyduğunu belirtmiştir. Türkiye Cumhuriyeti, Türk milletinin doğrudan kendi iradesiyle tesis ettiği bir devlettir. Atatürk, bu durumu “devleti ebed müddet kavramı” ile ilişkilendirerek, Türk milletinin tarihi mirasının sürekliliğini anlatmıştır.

Bugün, milli siyasetin Türk milletinin iç teşkilatına uygun olması ve birlik içinde dayanışmayı sağlamak son derece önemli. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin çözülmesine neden olacak her girişim, gelecekte ciddi sıkıntılar doğurabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle, geçmişten ders almak ve dayanışma içinde hareket etmek esastır.